sosyal-fobinin-nedenleriBeynimizde duygularımızı kontrol eden amigdala adında bir bölge bulunmaktadır.  Yapılan bilimsel araştırmalar, beynin korku tepkilerinden de sorumlu olan bu bölgenin bazı kimyasal dengesizlikler ve aktivasyonundaki aşırı artışın sosyal korku gelişimini tetiklediğini ileri sürmektedir. Ancak, kimyasal dengesizlikler kendiliğinden olmaz. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan alay edilme, dışlanma, küçük düşürülme gibi travmatik deneyimler sonucunda çocuk sosyal ortamlarda aşırı stres yaşamaya başlar. Bu süreç uzun sürdüğünde stres hormonlarının salgılanması daha yoğun ve süreklilik arz eden bir durumda olduğundan kimyasal dengede bozulmalar olur.
Sosyal korkuya sahip olan insanlar çevrelerindeki insanların davranışlarını gözlemleme yoluyla ve/veya olumsuz bir takım deneyimlerden etkilenerek bu korkuyu edinirler. Özellikle aile ve okul çevresinde yaşanan olumsuz deneyimler travmatik etki oluşturarak bu korkunun gelişmesinde oldukça önemli rol oynar.

Çocuklar, özellikle okul öncesi gelişme dönemlerinde, ebeveynlerinden aldıkları eğitim ile sosyal durumlara nasıl yaklaşılması gerektiğini öğrenir ve davranışları bu yönde gelişir. Aşırı koruyucu ebeveynler, çocuğunun sosyal ortamlara girmesini kısıtlar veya bu ortamlarda kendilerini ifade etmelerine fırsat vermez ve sosyal becerinin gelişimi engellenir. Bu insanlarda sosyal korku geliştirme olasılığı diğer insanlara oranla daha yüksektir.
Okulda arkadaşları tarafından alay edilen veya şiddete maruz kalan çocuklar sosyal korku geliştirmeye çok daha yatkındırlar. Bu insanlarda daha sonra da toplum içerisindeyken yaptıklarından veya söyledikleri bir sözden dolayı rencide edilme korkusuyla bu davranışlardan kaçındıkları için zaman içerisinde sosyal korku gelişir. Sosyal ortamlardan kaçınma sürdükçe korku pekişir.

Utangaçlık

Utangaçlık, kişi, özellikle yeni ve tanımadık insanlarla birlikte olduğunda, yabancı birileri kişiyle diyalog kurmak istediğinde veya kişinin kendisinin birileriyle konuşması gerektiği durumlarda  deneyimlenen endişe ve huzursuzluk yaşama halidir. Utangaçlığın bir çok dercesi olabilir. Daha yoğun yaşanan türleri sosyal anksiyete ya da sosyal fobi olarak isimlendirilir.

Tetikleyiciler, özellikler ve yanlış anlamalar

Utangaçlık genellikle aşina olunmayan sosyal ortamlarda ortaya çıkar. Utangaç insanlar huzursuz ve ahmak gibi hissetmekten korunmak amacıyla endişe duydukları ortamlardan kaçınırlar. Bu nedenle belirli ortamlara yabancı kalınır ve utangaçlık kendi kenidini pekiştirir. Utangaçlık zamanla azalabilir; örneğin yabancılara karşı utangaç olan bir çocuk büyüdükçe ve tanımadığı insanların bulunduğu ortamlar içine girdikçe ortamlara uyum sağlayabilir. Bu genellikle ergenlikte veya erken ergenlikte (genel olarak 13 yaş civarında) gerçekleşir. Ancak bu dönemlerde sosyal ortamlara gerekli uyum sağlanamazsa, yani kişi sosyal ortamlarda kaygı uymaya devam eder ve/veya bu ortamlardan kaçınırsa bu hal yaşam boyu sürecek olan bir kişilk özelliği haline gelebilir.

İnsanlar utangaçlığı farklı alanlarda ve farklı derecelerde deneyimlerler. Mesela, bir oyuncu sahnede ya da kamera karşısında çok etkili bir performans segileyebilirken, bir röportaj esnasında utangaç olabilir. Bunun yanında, bir insanın utangaçlığı belirli insanlarla ortaya çıkabilirken diğerlerinin yanında kendini göstermeyebilir veya bir kişi arkadaşları ve ailesiyle beraberken oldukça dışa dönük bir bireyken romantik ilşkilerde utangaçlık yaşıyor olabilir.

En basit haliyle utangaçlık durumu, sosyal ortamlarda ne söyleyeceğini bilememenin, huzursuzluğu veya tedirginliğin getirdiği zihinsel, duygusal ve fiziksel rahatsızlıkları içerir. Örneğin, utangaç kişi bir ortamda iken herkesin kendisi ile ilgili olumsuz düşünceler içinde olduğuyla ilgili bir kanıya kapılabilir, ciddi bir sıkıntı hissedebilir ve yüzü kızarabilir ya da sesi titreyebilir. Bazı ortamlarda  kendilerini sıkıcı hissedebilirler ve/veya ilgi yaratmak için duruma ve ortama uygun olmayan garip davranışlar segileyebilirler. Bu süreç, kendilerini ortama daha da yabancı hissetmeleri ile sonuçlanır. Sosyal durumlardaki gülümseme, kolaylıkla sohbet konusu yaratma, ve iyi göz teması kurmak gibi davranışlar utangaç insanların doğal bir şekilde yapmakta zorlandıkları davranışlardır. Bu insanlar bu tür davranışları oldukça büyük zorluklarla gerçekleştirebilirler ya da gerçekleştiremezler. Utangaçlık utangaç olmayan insanlar tarafından normal bir kişilik özelliği olarak düşünülebilirken, utangaç insanların kendileri tarafından çok daha olumsuz bir özellik gibi algılanır. Aslında utangaç insanların bunu daha olumsuz algılaması, diğerlerine karşı olan davranış ve tutumlarından kaynaklanır. Utangaç insanlar genelde sohbetler sırasında uzakve mesafeli dururlar, bu da diğer insanların onlar hakkında farklı  izlenimler edimelerine neden olur. Bu izlenimler, kişinin utangaç olduğu yönünde olabileceği gibi, kişinin içinde bulunduğu ruh halini hiç bir şekilde yansıtmayan uzak, soğuk, mesafeli, burnu büyük, kendini beğenmiş, ukala şeklinde de olabilir.

Açık sözlülük ve aşikar bir özgüvenin önem taşıdığı kültürlerde, utangaçlık “zayıflık” olarak algılanabilir. Karşısındaki ile yeterli düzeyde empati kuramayan bir kişi utangaç birini soğuk, mesafeli, küstah veya içten olmayan biriymiş gibi yanlış anlayabilir ki bu da utangaç kişinin hayal kırıklığına uğramasına ve kendisini kötü hissetmesine neden olabilir. Fakat, diğer kültürlerde utangaç olan insanlar düşünceli, zeki, iyi bir dinleyici ve konuşmadan önce düşünmeyi tercih eden insanlar olarak algınalabilirler.

Bu konu hakkında merak ettiklerinizi bizimle paylaşın ve size yardımcı olalım

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar Hakkında


Fenomen Psikoloji Ankara Çankaya Uzman Psikologlarla hizmet veren bir kurumdur. Çocuk ve ergen psikolojisi, yetişkin psikolojisi, evlilik ve aile sorunları, aile danışmanlığı, cinsel sorunlar, psikolojik ölçme ve değerlendirme konularında uzman ekibiye hizmet vermektedir. Bilgi ve randevu için 0312 446 40 76 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.