Mükemmeliyetçilik
Mükemmelliyetçilik çoğu zaman anlamını aşan bir biçimde işini düzgün yapmaya çalışan ya da basit bir ifadeyle özenli insanlar için kullanılır. Ancak mükemmeliyetçilik, özenli olmanın ötesinde hayatı hem mükemmelliyetçi birey hem de çevresi için zorlaştıran bir kişilik özelliğidir.

Mükemmelliyetçi insanlara özellikle iş hayatında sık rastlanır. Mükemmeliyetçiliğin beraberinde getirdiği aşırı kontrol bu kişilerin işlerinin zamanında bitmesini zorlaştırır, işi en doğru ve en mükemmel şekilde yapabilecek tek kişinin kendileri olduğunu düşündüklerinden yardım almaktan uzak dururlar. Tek başlarına çalışmayı tercih ederler. Bu insanlar için işi kusursuz bir şekilde tamamlamak zamanında tamamlamaktan daha önemlidir. Mükemmelliyetçilik kişilik özelliği taşıyan insanlar obsesif kompulsif kişilik (obsesif kompulsif bozukluk değil) ile benzerlikler taşıyabilir. Obsesif kompulsif kişilik özelliğine sahip bireyler de bir işi tamamlarken detaylara, listelere, kurallara, sıraya vs. takılırlar ve bu takıntılar öyle bir noktaya ulaşır ki işi tamamlamanın bir önemi kalmaz. İşlerinin kusursuz olmasını isteyen mükemmelliyetçiler dinlenmeye ve eğlenmeye çok az vakit ayırırlar. Hatta dinlenmek isteyen arkadaşlarını yadırgayabilirler. Başarısız olduklarını düşündükleri bir işi telafi etmek için kendilerine daha fazla iş yükleyebilirler. Dolayısıyla bazı mükemmelliyetçilerin aynı zamanda birer işkolik olduklarını söylemek yanlış olmaz.

Mükemmelliyetçilerin zaman ve tamamladıkları iş arasındaki negatif ilişki yaşadıkları en büyük çıkmazdır. İşi zamanında tamamlamak için hatalara izin vermek, kusursuz olmak içinse sınırsız zaman gerekmektedir. Her iki koşulun bir arada bulunabileceği bir ortam mevcut olmadığından, mükemmelliyetçi hiçbir zaman “kazanan” olamaz. Yaptığı işlerden memnuniyet duyması oldukça güçtür. Özellikle iş yaşantısında bir türlü tatmin olamayan mükemmelliyetçi bir süre sonra nasıl olsa istediği gibi bir performans gösteremeyeceğini düşünerek harekete geçemez hale gelir. Erteleme davranışı bu bireyler arasında oldukça yaygındır.

Kimi mükemmelliyetçiler yüksek standartları sadece kendileri için oluştururlar. Çevrelerindeki insanların da bu yüksek standartlara uyması gibi beklentileri yoktur. Ancak bu tarz beklentilerin oluştuğu durumlarda mükemmeliyetçinin yakınındaki kişilere baskı kurması ve onlara yetersiz hissettirmesi mümkündür. Diğer taraftan, mükemmelliyetçi kişilik özelliğine sahip insanlar anlaşılmadıklarını düşünürler ve kendileri de çevresindeki insanları anlamakta zorlanırlar. Empati göstermek onlar için güçtür. Bu durum ilişkilerinin bozulmasına ve yalnız kalmalarına neden olabilir. Yolunda gitmeyen ilişkiler birer kusur olarak mükemmelliyetçilerin hayatında tatmini azaltan bir neden olabilir.

Hayattan keyif almayı başarı ile başarıyı ise kusursuz olmak ile özdeşleştiren mükemmelliyetçilerin hayatlarını kendileri için oldukça zorlaştırdıklarını söyleyebiliriz. Mükemmelin sınırlarını çizmek çok güç, hatta imkansızdır. Sınırları belirsiz bir mükemmeli yakalamayı beklemek ise imkansızı istemek olur. İmkansızın peşinde tatminden uzak, mutsuz yaşantılar sürmek mükemmelliyetçiliğin ağır bedelleri olarak çıkar karşımıza. Beraberinde depresyonu, obsesif kompulsif bozukluğu, yeme bozukluklarını, cinsel bozuklukları, ilişkisel problemleri ve boşanmayı getirmesi ise muhtemeldir.

Uzm. Psk. Yeliz Şimşek Alphan

Ağustos’14

Bu konu hakkında merak ettiklerinizi bizimle paylaşın ve size yardımcı olalım

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazar Hakkında


ODTÜ Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra aynı sene yüksek lisans eğitimi için Amerika Birleşik Devletleri City College of New York’a gitti. Yüksek Lisansı esnasında ev ve işyerinde ortaya çıkan stres faktörlerinin depresyona etkisini ABD popülasyonunda çalıştı. Bunun yanı sıra, yaşlılarda uyku bozukluklarının incelenmesi üzerine bir araştırma projesinde görev aldı. 2011 yılında yüksek lisansını tamamlamasının ardından Türkiye’ye döndü. Halen ODTÜ Klinik Psikoloji doktora programına devam etmektedir.